Psikiyatrik Bozukluklar

Beden algısı ve yeme bozuklukları

Ergenliğin ilk evresi 10-13 yaş sürecinde bedende büyük fiziksel değişimler başlamaktadır.  Çocuk bedeninde farklılaşmalar başlar, değişen bedene uyum sağlamak, sahiplenmek ve barışmak kimi çocuk için çok zor olabilmektedir. Kendi bedenine güvensizlik yaşanabilir. Boy, kilo, sivilce, uzuvların görüntüsü, orantısızlığı sorun edilebilir. Çocuk bedenini saklamak isteyebilir, utanç duyabilir. Kendini akranları, sosyal baskının etkisi ile toplumun oluşturduğu güzellik algısına göre yargılama ve başkaları ile kıyaslama eğilimindedir. 

Ergenliğin başlaması, vücudun değişim süreci kişilerarası farklılık gösterebildiği gibi çocuğun yaşadığı sosyal çevreye göre de değişiklik gösterebilir. Erken ergenliğe giren kız çocukları, birden uzayabilir, vücudu yağlanıp, şekil değiştirir, kıllanır, göğüsleri belirginleşir, yüzü sivilcelenir. Bu durum sosyal çevresinde fazla dikkat çekmesine, daha değişim yaşamayan, bedeni ve beyni çocuk kalan arkadaşları arasında farklı algılanmasına, dışlanmasına sebep olabilir. Oysa çocuk da kendi bedenini daha tanıyamamıştır, neler olduğunun fakına varmakta zorlanabilir ve yabancı kalabilir. Bu durum içine kapanmasına, sosyal çevreden uzaklaşmasına hatta depresif bir sürece sebep olabilir. 

Erkek çocuklarda süreç daha farklı ilerleyebilir.  Ergenlik geç başlıyorsa, arkadaşlarına göre daha ufak tefek, çocuksu kaldığında erken büyüyen akran kız arkadaşları ve ergenlikle gelişen erkek arkadaşları içinde küçük görünen, çocuksu sese sahip, sakalları çıkmamış, bebeksi yüze sahip çocuğun alay konusu olması muhtemeldir. Bu durum da maalesef erkek çocuğun sosyal olarak içe çekilmesine neden olabilir, güvensizlik, hatta yine depresif bir sürecin de başlangıcı olabilir. 

Yapılan çalışmalar, ergen kızların yaklaşık yarısı, ergen erkeklerin ise yaklaşık dörtte birinin bedeninden memnun olmadığını göstermektedir. 

Kilo fazlalığı olan ergenlerde bedeninden hoşnut olmama durumu yeme paterninde bozulma, uygun olmayan kilo verme çabaları ile birlikte yeme bozukluğu geliştirmek için en belirgin sebeptir.  

 

Yeme Bozuklukları 

Yeme bozuklukları (YB) çocuk ve özellikle ergenlik dönemi boyunca görülebilen oldukça ciddi bir hastalıktır. DSM-5’e (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders–5) göre YB’ları 8 alt gruba ayrılmıştır; Anoreksiya Nervoza (AN), Bulimiya nervoza (BN), Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (TYB), Pika, Geri Çıkarma (Geviş Getirme) Bozukluğu (GÇB), Kaçıngan/Kısıtlı Yiyecek Alımı Bozukluğu (KKYAB), Tanımlanmış Diğer Bir Beslenme ve Yeme Bozukluğu (TDBYB) ve Tanımlanmamış Beslenme ve Yeme Bozukluğu (TBYB). YB, diğer psikiyatrik hastalıklara göre daha yüksek oranda kronikleşme ve olumsuz sonuçlara yol açma eğilimindedir. YB’larının ergenlerde daha sık rastlanması ve ciddi fiziksel ve psikolojik sonuçlara yol açması nedeni ile önemli bir halk sağlığı sorunudur.  

 

Anoreksiya Nervosa 

Anoreksiya Nervosa olması gerekenden daha düşük beden ağırlığına sahip olma durumu ve beklenenin altında vücut ağırlığına sahip olmasına karşın kilo almaktan aşırı korkma durumu ile birlikte ortaya çıkan, yemenin kısıtlandığı bir yeme bozukluğudur. Bu dönemde kilo almak, şişman, kilolu olmak ile ilgili yoğun bir korku, zihnin sürekli bu konuyla meşgul olması gibi takıntılı bir durum yaşanır. Beden algısı bozulur. Yani kişi, kendini olduğundan daha kilolu görmektedir. Anoreksiya Nervosa genellikle yeme davranışı ve beden ağırlığında küçük değişiklikler ile ve normal ya da normalden fazla kiloda olan ergenin diyete başlama kararı ile ortaya çıkar. Anoreksiya Nervosa tedavisi zor ve uzun hatta ölümle sonuçlanabilen çok ciddi bir bozukluktur. AN hastalarında yiyeceklerden kaçınma ve kilo verme özgüveni yeniden tazelemek için bir yöntem olarak kullanılmakta, bunun yanında kilo alımı ise, başarısızlık ya da zayıflık göstergesi olarak kabul edilmektedir. 

 

Bulimiya Nervosa 

Bulimiya Nervosa kontrolü kaybetmişçesine tıkınma atakları ile giden bir yeme bozukluğudur. Tıkınma, aşırı yeme durumu sonrası kilo alımını engellemek için sağlıklı olmayan, kusma, aşırı egzersiz yapma, laksatif kullanma gibi davranışlar ortaya çıkar. Tıkınma ataklarında bireyler kontrolü kaybetmişçesine aşırı miktarda besin ve kaloriyi çok hızlı bir şekilde bedenlerine alma ve yine suçluluk duygusu ile birlikte aşırı miktarda alınan besin ve kaloriden kurtulma çabası mevcuttur. Beden algısı ile ilgili özdeğer düşüktür. Bireyin zihni bu konu ile ilgili takıntılı şekilde meşguldür. Bulimiya Nervosaya sahip ergenlerde genellikle gizlilik, suçluluk, utanç, düşük benlik saygısı sıklıkla görülmektedir. Bu duygular ergenin kimlik gelişimini, günlük yaşamını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkilemektedir. 

BN’lı hastaların ağırlıkları normal ya da normal sınırların üst sınırındadırlar. 

 

Yeme Bozukluklarının Organlara Etkileri

YB’larının kalp üzerinde bradikardi, hipotansiyon, aritmiler ve kalp hızındaki değişiklikler gibi olumsuz etkileri oldukça sıktır.  Baş ağrısı, baş dönmesi, bayılma, yorgunluk, gibi fiziksel bulgular da sıklıkla görülmektedir.  Kronik olarak kusan hastalarda kardiyomiyopati, mitral kapak prolapsusu ve perikardiyal effüzyon, özefajit riski yüksektir. Kronik açlığa sekonder olarak mide boşalması gecikmesi, kabızlık, dislipidemiler gibi gastrointestinal etkiler de görülebilmektedir. Zayıflama yöntemi olarak kusma, laksatif ve diüretik kullanan hastalarda hipokalemi ve hipopotasemi gibi elektrolit bozuklukları görülmektedir.  Boy uzaması ve puberte gecikmesi ya da pubertal gecikme ve menstrüel disfonksiyon görülebilir. YB hastalarında kemik mineral yoğunluğu miktarında azalma, düşük vücut kitle indeksi ve yağ kitlesinde azalma görülmektedir. Ciddi sıvı kısıtlaması ya da kusmaya bağlı dehidratasyon ve böbrek yetmezliği gelişebilir. Hematolojik açıdan bakıldığında ise, düşük kilolu YB hastalarında kansızlık ve kemik iliği baskılanması gelişebilir. Ağır AN hastalarında beyinde gri madde hacminde azalma ve depresyon, kaygı bozuklukları, kendine zarar verme ve intihar davranışı gibi ek psikiyatrik bozuklukların eklenme riskinin oldukça yüksek olduğu bildirilmektedir. 


 

Yeme Bozukluklarında Tedavi 

Çocuk ve ergenlerde için birinci basamak tedavi tıbbi izlem, bireysel ve aile temelli psikolojik müdahale ve tamamlayıcı diyet tavsiyelerini içermektedir. İlaç tedavisi birincil tedavi olarak önerilmemekle birlikte anksiyete ve duygudurum bozukluklarının yönetilmesinde, ve yeme bozuklukları kronikleşip bireyin gerçeklik algısında bozulmalar eşlik ettiğinde yardımcı rol oynamaktadır. Yeme bozuklukları tedavisinin zor ve uzun süreli olduğu bilinerek multidisipliner ekip, aile, ergen işbirliği içinde yönetilmelidir.  Olumlu klinik gidişin saptanan tek göstergesi başlangıçta ağırlığın yüksek olmasıdır. Çocukluk çağında başlayan yeme bozuklukları kötü prognoz ve birlikte görülen eşhastalanımlar nedeniyle ciddi bir bozukluktur. 

 

Yeme bozukluğu için risk oluşturan etkenler 

  • Genetik ve çevresel psikobiyososyal özellikler, çocukluk çağı travması, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, kaygı bozuklukları, madde kullanım bozuklukları, cinsiyet disforisi gibi ek psikiyatrik bozuklukların olması yeme bozuklukları riskini artırmaktadır. 
  • Mükemmeliyetçi, katı kişilik özellikleri yeme bozuklukları için risk oluşturan bireysel özellikler olarak gösterilmektedir. 
  • Kilo vermek amacıyla kalori kısıtlaması yapmak, ergenlerle yapılan 2 ve 5 yıllık takip çalışmalarında obezite ve özellikle tıkınırcasına yeme atakları olan yeme bozukluğu için risk etmeni olarak gösterilmiştir. 
  • Aile üyelerinin kendi kilosu ya da çocuğun kilosu hakkında konuşması, çocuğun bu alanda ilgisinin, zihinsel meşguliyetinin artmasına, diyet yapmasına, sağlıksız yeme alışkanlıkları geliştirmesine sebep olur ve bu durum, çocuklar, ergenler için çok yaralayıcı olabilir. Çalışmalarda ebeveynlerin kilo konusunda çocuklarıyla konuşuyor olmaları çocukların ileride obezite geliştirmeleri açısından riskli bulunmuştur. Sağlıklı beslenme hakkında yapılan konuşmalar, aile sofralarında sağlıklı yemeklerle beslenmek ise korucu olarak sayılmaktadır. 
  • Kilo fazlalığı olan ergenlerin çoğu bu konuda akranları tarafından alay konusu olmaktadır. Kilo fazlalığıyla alay edilmesi ileride kilolu olmayı, tıkınırcasına yeme alışkanlıkları ve sağlıklı olmayan kilo kontrol davranışlarıyla ilişkilendirilir. Kilosu hakkında alay konusu olan ergen kızların 5 yıl sonra iki kat fazla kilo problemi yaşadıkları görülmüş.   
  • Kontrolcü, aşırı kuralcı ebeveynlerin çocuklarında yeme bozukluklarının daha fazla göründüğü bilinmektedir. 

 

Kaynaklar 

  1. Semerci, B., Turan, A. ve Gökçe, S., (2022) Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Klinik El Kitabı. Türkiye Psikiyatri Derneği, 1, 148-149.

  2. Ergen Halleri, Sebla Gökçe, Emir Erünsal, 2023. 

  3. Davidson, K. W., Barry, M. J., Mangione, C. M., Cabana, M., Chelmow, D., Coker, T. R., ... & US Preventive Services Task Force. (2022). Screening for eating disorders in adolescents and adults: US preventive services task force recommendation statement. JAMA, 327(11), 1061-1067.

  4. Bills, E., Greene, D., Stackpole, R., & Egan, S. J. (2023). Perfectionism and eating disorders in children and adolescents: A systematic review and meta-analysis. Appetite, 106586.

  5. Kenisha Campbell, Rebecka Peebles; Eating Disorders in Children and Adolescents: State of the Art Review. Pediatrics September 2014; 134 (3): 582–592. 10.1542/peds.2014-0194

  6. Donnelly, B., Touyz, S., Hay, P. et al. Neuroimaging in bulimia nervosa and binge eating disorder: a systematic review. J Eat Disord 6, 3 (2018). https://doi.org/10.1186/s40337-018-0187-1.