Suça Sürüklenen Çocuk mu? Cani mi?

Yazar

Prof. Dr. Sebla Gökçe

 

Son günlerde sıklıkla karşımıza çıkan bakmakta, okumakta zorlandığımız çocuk katillerinin, işledikleri suçu hafifletmek amaçlı değil elbette ancak bu bireylerin neden akranları gibi aileleri ve sosyal çevreleri ile sevgi dolu, mutlu, sağlıklı bir hayat sürmek,umutla gelecek inşa etmek yerine suça karıştıklarına, katil olduklarına ve kendilerine layık gördükleri geleceğe bakarsak belki toplumu korumak adına farkındalığı artırabilir miyiz? 

Adolescence dizisinde kendilerini sorgulayan Jamie Miller'ın babasının dediği "kızımızı da biz yapmadık mı? " sorusuna baktığımızda, Jamie aynı anne babanın yetiştirdiği empati becerisi, duyarlılığı, adelet duygusu yüksek abladan nasıl bu kadar farklı bir ergen olmuştur. 
En basit terifle, öncelikle ablası ile genetik yapısı yüzde yüz benzerlik göstermemektedir. Ablası ile aynı okul çevresinde, akran çevresinde büyümemiştir, aynı davranışlara maruz kalmamıştır. Cinsiyet farklılıkları sebebi ile sosyal yaşamda ve aynı rollere ait beklentilerle perspektif geliştirmemişlerdir.  Anne babasının yaşam döngüsünde aynı döneme denk gelmemişlerdir gibi pek çok  sebep sayabiliriz. 

Şiddet eğilimi genetik, psikolojik ve elbette sosyal, çevresel etkenlerden şekillenmektedir. Zihin gelişiminde öfke, agresyon duygusunun daha baskın olduğu, duygu denetimi ve dürtü, davranış  kontrolünde zorlanan, başkasının duygusunu hissedememe yani afektif empatinin gelişmediği bireylerin şiddet eğilimi daha yüksek olabilmektedir.  Bahsedilen bireysel özellikler genetik olarak aktarılabilmekte ve çevre etkisiyle de şekillenmektedir. Basitçe şiddetin, öfkenin kontrolsüzce dışavurumunun normalleştiği çevrede büyüyen bireylerde elbette şiddet eğilimi daha yüksek olacaktır.
Şiddetin  sıklıkla engellenmişlik hissi, haksızlığa uğrama düşüncesi ile ilişkili olarak ortaya çıktığı çalışmalarda gösterilmektedir. Kişinin algı bozukluğu, muhakeme yetersizliği olduğunda,  örneğin çeşitli psikiyatrik bozukluklar, kişilik bozuklukları, madde kullanım bozukluklarında şiddet eğilimi daha sık görülebilmektedir. 

Ekran karşısında geçirilen zaman çocuğun hayatında gereğinden fazla olduğunda  soyutlaşmış, hayali tasarımların gerçeklerin önüne geçtiği, insanların birbiriyle duygu, düşünce alışverişinden, etkileşiminden uzakta kaldıklarında sosyal biliş, empati yani başkasının duygusunu, düşüncesini anlayabilme ve hissedebilme becerisi zihinlerde gelişmemekte hatta gerilemektedir. Öteki ile ( insan ya da hayvan )   sevgi, güven gibi duygularla bağ kurmayan ve etkileşim halinde olmayan, karışısındaki bireyi içselleştiremeyen bireylerin topluma yabancılaşması, başka bir canlıya daha kolay zarar verme ihtimali artmaktadır. 

Evde ya da toplumda şiddete maruz kalan çocuklarda çocuğun sosyal dünya algısı etkilenmekte, güven duygusu zedelenmektedir. Araştırmalar şiddet kullanmaya yönelmenin çocuğun kendisini güvende hissetmek için yöneldiği bir başa çıkma mekanizması olarak kullanılabildiğini göstermektedir.
Şiddete eğilimi olan ergenlerle yapılan uluslararası çalışmalarda bu ergenlerin güvene dayalı, yakın arkadaş ilişkisi kurmakta zorlandıklarını ve arkadaşları tarafından da daha az sevildiklerini göstermektedir. Tüm dünyada ergenlerin yaklaşık yüzde 25'i zorbalığa uğramaktadır. Zorbalığa uğrayan çocuk ve ergenlerde kendine ve başkasına şiddet eğilimi gösterme davranışları sıklıkla görülebilmektedir. 

Peki anne baba olarak,  toplum olarak ne yaptık da çocukları suça sürükledik? 

Örneğin Jamie'nin anne babası, öğretmenleri, devlet ne yapabilirdi?  Belki ona daha yakın olarak, sosyal medyasını kontrol ederek zorbalandığını, zorlandığını görüp destek olabilir ya da profesyonel destek alabilirlerdi. Okulda zorbalık kontrol edilebilirdi, sosyal medya kullanımına bu yaşta çocuklarda izin verilmeyebilinirdi. İnceller, cadılar vs gibi çocukları, bireyleri olumsuz etkileyen örgütler, madde kullanım oranları, madde üretimleri, satışları, suça karışan bireylerin, çocukların rehabilite edilmeden sokakta gezmeleri görmezden gelinmeyebilirdi gibi gibi yapılması gereken çok şey vardı elbette.

O sebeple soru ne yaptık da değil de ne yapmadık olarak sorulmalı öncelikle belki de..

Paylaş